Yabancı Mahkeme ve Hakem Kararlarında Kamu Düzeni Denetimi: 2025 Yılı Kararları Üzerinden Güncel Eğilimler

Görüşlerimiz -

Yabancı mahkeme ve hakem kararlarının tenfizi ile yabancı hakem kararlarının iptali davalarında en sık karşılaşılan itirazlardan biri, kararın kamu düzenine aykırı olduğu iddiasıdır. Kavramın yorumla şekillenen geniş yapısı kamu düzenine aykırılığın, neredeyse her tenfiz ve iptal davasında başvurulan standart bir savunma haline gelmesine yol açmaktadır.

Kamu düzeni kavramının bu soyut ve yoruma açık yapısı, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 2012 yılında kamu düzeninin tanımını ve uygulama kriterlerini bağlayıcı şekilde ortaya koyduğu içtihadı birleştirme kararına kadar, kaçınılmaz olarak esasa ilişkin inceleme yasağını (révision au fond) ihlal eden kararlarla da sonuçlanan, tutarsız ve sınırlayıcı bir uygulamaya sebep olmuştur.

Söz konusu kararda Yargıtay, kamu düzeninin çerçevesini, Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve genel siyasete, Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensip ve özel hukuka ait iyi niyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizmiştir.  Karar, esasa uygulanan hukukun Türk hukukundan farklı olması ya da Türk hukukunun emredici kurallarına aykırı olması gibi nedenlerle yabancı kararın tenfizinin reddedilemeyeceğini; tenfiz isteminin reddinin yalnızca hükmün icrası neticesinde ortaya çıkan hukuki sonuçların kamu düzenine aykırı olması halinde gündeme geleceğini vurgulamıştır. 1

Bu karar, kamu düzeni kavramının uzun yıllar yol açtığı geniş yorum alanını önemli ölçüde daraltmış; özellikle yabancı hakem kararlarının iptali ya da tenfizinde ileri sürülen kamu düzeni itirazlarında, Türkiye’nin “tahkim dostu” bir yargı çevresi olma hedefiyle de uyumlu şekilde, daha öngörülebilir bir uygulamayı beraberinde getirmiştir. Hiç kuşkusuz bu dönüşüm, yabancı mahkeme kararlarının tenfizinde de kendini göstermiş; kamu düzeni itirazı, geçmişe kıyasla daha dar yorumlanan ve sonuç odaklı bir değerlendirme rejimine oturmuştur.

2025 yılında verilen kararlar da bu eğilimin güncel ve somut yansımalarını oluşturmakta; Yargıtay ve bölge adliye mahkemelerinin kamu düzenini nasıl yorumladıklarına dair önemli işaretler sunmaktadır. Bu kararlar incelendiğinde, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (“MÖHUK”) yabancı mahkeme kararlarının tenfizini düzenleyen 54. maddesinde kamu düzenine aykırılığın “açıkça” olmasının aranması ile tenfiz hakiminin takdir yetkisine bir sınırlama getirilmiş olduğunun, bu kapsamda yalnızca Türk hukukunun vazgeçilmez kabul ettiği temel prensiplerini ihlal eden veya milletlerarası alanda geçerli olan ortak ilkelere aykırı bulunan yabancı mahkeme kararlarının kamu düzeni engeline takılacağının benimsendiği görülmektedir. Bu yorum, yabancı hakem kararlarının tenfizinde de aynen benimsenmekte; kararlarda ayrıca, eğilimin tenfiz lehine olması gerektiği açıkça ifade edilmektedir2.

Kanunda ayrı bir tenfiz engeli olarak düzenlenmesine rağmen sıklıkla kamu düzenine aykırılık çerçevesinde ileri sürülen ve ele alınan savunma hakkı ihlalinin kamu düzeninden ayrı ele alınması gerektiği 2025 yılında verilen kararlara yansıyan başka bir husus olmuştur3. Böylece bu iki tenfiz engelinin birbirine karıştırılmaması ve her birinin kendi sınırları içinde değerlendirilmesi gerektiği isabetle ortaya konmaktadır. Böyle olmakla birlikte, MÖHUK’un 54/ç maddesinde ayrıca düzenlenen savunma hakkı ihlalinin kapsamı, aleyhine tenfiz isteminde bulunulan kişinin hükmü veren mahkemeye o yer kanunlarına göre usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş ya da ilgili yer kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş olması haliyle sınırlıdır. Dolayısıyla bu haller dışında kalan savunma hakkı ihlali itirazları, yine kamu düzeni kavramı içinde ele alınacaktır.4

Yabancı mahkemenin uyguladığı usulün Türk usul hukukundan farklı olmasının5 ya da yabancı mahkeme kararına konu teşkil eden hususların, kısmen veya tamamen Türk hukukunda emredici nitelikteki kurallarla düzenlenmiş olmasının Türk kamu düzeninin müdahalesi için bir gerekçe olmadığı6 ve aynı dava hakkında Türk mahkemelerince verilen karar ile yabancı mahkemelerce verilen kararın farklı olmasının tek başına tanıma ve tenfize engel teşkil etmeyeceği7 yönünde verilen kararlar, tenfizdeki kamu düzeni denetiminin olması gereken dar ve istisnai yapısını yansıtmaktadır. Mahkemeler, hakem kararlarına ilişkin iptal davalarında da benzer yaklaşımı sürdürerek tarafların adil yargılanma haklarını ve diğer temel haklarını ihlal etmediği sürece, maddi hukuk kurallarının doğru uygulanıp uygulanmadığının kamu düzeni kapsamında denetlenemeyeceğini istikrarla ortaya koymaktadır.8

Bunların dışında, aşağıda birkaç örneği verilen farklı başlıklar altında ileri sürülen kamu düzenine aykırılık iddialarında mahkemelerce,

  • Yabancı mahkeme kararında hükmedilen faiz oranının 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’a aykırı olması sebebiyle kararın kamu düzenine aykırılığının iddia edildiği bir uyuşmazlıkta faiz oranının böyle bir aykırılık yaratmayacağı9,
  • Tahkim yargılamasından önce tevdi mahalli tayini için Türk mahkemelerine başvurulup alacak miktarına dair beyanda bulunulmuş olması sebebiyle daha sonra tahkim yargılamasına başvurulmasının hakem kararını kamu düzenine aykırı hale getirmeyeceği10,
  • Bilirkişi incelemesi yapılmamasının kamu düzenin aykırılık teşkil etmeyeceği gibi, hakemlerin takdir hakkını kullanarak belirledikleri ücretler ile yargılama giderlerinden sorumluluğa ilişkin hususların da kamu düzenine aykırılık bahsinde incelenemeyeceği11

yönünde kararlar verilerek bu hususların kamu düzeni müdahalesini gerektirmediği kabul edilmiştir.

Buna karşılık, Türkiye’de iflasa tabi olmayan bir gerçek kişi için yabancı mahkemece verilen iflas kararının tanınmasının talep edildiği bir uyuşmazlıkta, iflas kararının tanınması ile ortaya çıkacak sonuçlar kapsamlıca değerlendirilmiş ve netice itibariyle, böyle bir tanımanın Türkiye’de iflasa tabi olmayan bir gerçek kişi lehine, geriye etkili biçimde cebrî icra ve iflas sonuçları doğuracak olması sebebiyle kamu düzenine aykırılık teşkil edeceği sonucuna varılmıştır. İlk derece mahkemesi, tanımanın iflasa tabi olmayan gerçek kişi aleyhindeki derdest olan icra takiplerini ve davaları doğrudan etkileyebilecek ve yüksek ihtimalle alacakları sonuçsuz bırakacak nitelikte olduğunu, bunun da alacaklıların mülkiyet hakkını ihlal edeceği gibi hak arama özgürlüğünün de ortadan kalkması anlamına geleceğini değerlendirmiş; T.C. vatandaşı olan davacı gerçek kişinin Türk hukuk sistemine göre elde edemeyeceği bir kararı, bu şekilde elde etmesini ve bu kararın Türkiye'de tanınmasını talep ederek iflas kararının sonuçlarından yararlanmasını kanuna karşı hile olarak tanımlayarak kararın tanınmasının açıkça kamu düzenine aykırı olacağına karar vermiştir. Akabinde dosyayı inceleyen bölge adliye mahkemesi, yabancı mahkeme tarafından verilen iflas kararının tanınması için, kişinin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre tacir olması ya da özel kanunlara göre iflasa tabi olması gerekliliğinin Türk kamu düzeni ile ilgili olduğunu teyit etmiştir.12

Kamu düzenine aykırı olduğu değerlendirmesiyle sonuçlanan bir başka husus ise, itirazın iptali talebiyle başlatılan tahkim yargılaması sonucunda hakem kurulunun itirazın iptali ile takibin devamının yanı sıra alacağın tahsili yönünde de hüküm vermiş olması sebebiyle ortaya çıkmıştır. İlgili kararda Yargıtay, mahkemenin sadece icra inkar tazminatı, hakem ücreti, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden tahsil kararı vermesi gerekirken, alacağın tahsili yönünde de hüküm oluşturmasının infazda tereddüt yaratacak nitelikte olduğu ve bu şekildeki kararın infazı kabil olmadığı gerekçesiyle hakem kararını kamu düzenine aykırı bulmuştur.13

İncelenen kararlar, kamu düzeni itirazının giderek daha dar ve istisnai bir denetime tabi tutulduğunu ortaya koymaktadır. Mahkemelerin yaklaşımı, kamu düzeni değerlendirmesini kararın Türkiye’de icrası halinde ortaya çıkacak sonuçlarla sınırlama yönünde gelişmekte; esasa girme yasağına uygun biçimde, yalnızca Türk hukuk düzeninin vazgeçilmez temel ilkelerini açık biçimde ihlal eden durumlarda müdahale edilmesi gerektiği yönündeki eğilimi yansıtmaktadır. Bu yönelim, özellikle tahkim bakımından, kamu düzeninin geniş ve öngörülemez bir engel olmaktan ziyade son çare niteliğinde bir denetim aracı olarak konumlandırılmasına katkı sağlamakta; hakem kararlarına yönelik yargısal denetimin öngörülebilirliğini güçlendirerek, Türkiye’nin tahkim alanında güven veren ve uluslararası standartlarla uyumlu bir yargı çevresi olma hedefini de desteklemektedir.

[1] Yargıtay İBBK, 2010/1 E., 2012/1 K., T. 10.02.2012.
[2] Yargıtay 6. HD, 2023/4087 E., 2025/586 K., T. 18.02.2025, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. HD, 2025/447 E., 2025/929 K., 22.09.2025.
[3] Yargıtay 6. HD, 2023/4087 E., 2025/586 K., T. 18.02.2025.
[4] Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD, 2025/1274 E., 2025/1550 K., T. 02.10.2025.
[5] Yargıtay 9. HD, 2024/12327 E., 2025/346 K. , T. 13.01.2025.
[6] Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD, 2025/1274 E., 2025/1550 K., T. 02.10.2025.
[7] Yargıtay 11. HD, 2024/4679 E., 2025/791 K., T. 11.02.2025, Yargıtay 11. HD, 2024/4669 E., 2025/363 K., T. 23.01.2025.
[8] Yargıtay 11. HD, 2024/6541 E., 2025/2304 K., T. 10.04.2025, Yargıtay 6. HD, 2025/324 E., 2025/2024 K., T. 14.05.2025.
[9] Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. HD, 2025/447 E., 2025/929 K., T. 22.09.2025.
[10] Yargıtay 11. HD, 2024/6022 E., 2025/3961 K., T. 03.06.2025.
[11] İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. HD, 2022/1523 E., 2025/583 K., T. 10.04.2025.
[12] İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. HD, 2025/15 E., 2025/103 K., T. 05.02.2025.
[13] Yargıtay 6. HD, 2024/1700 E., 2025/1758 K., T. 29.04.2025.