Hükümsüzlük Davası Sırasında Türk Mahkemeleri, Avrupa Patent Sözleşmesi’nin (“EPC”) 138(3). Maddesi Kapsamında Değiştirilen Patent İstemlerine Nasıl Yaklaşıyor
Avrupa Patent Sözleşmesi’nin (“EPC”) 138(3). maddesi uyarınca, patent sahibi, Avrupa patentinin geçerliliğine ilişkin yetkili mahkeme veya makam nezdindeki yargılamalarda istemleri değiştirerek patenti sınırlama hakkına sahiptir. Aynı hükme göre, sınırlandırılmış haliyle patent, yargılamanın esasını oluşturur.
Aynı zamanda, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”) uyarınca, bir patentin geçerliliği ilke olarak tescil edildiği halindeki istemler üzerinden değerlendirilir. Bu iki çerçeve arasındaki etkileşim pratik bir soru doğurmaktadır: Türk mahkemeleri nezdinde hükümsüzlük davası açıldıktan sonra, Türkiye’de valide edilen bir Avrupa patenti için Türk Patent ve Marka Kurumu (“TÜRKPATENT”) nezdinde sunulan değiştirilmiş istem setinin mahkemelerce dikkate alınıp alınamayacağı ve ne ölçüde dikkate alınacağı.
Yakın tarihli bir uyuşmazlık net bir pratik yanıt sunmaktadır. Bir jenerik ilaç şirketi tarafından açılan bir hükümsüzlük davasında, ilk bilirkişi raporları patentin tescil edildiği haliyle ciddi bir hükümsüzlük riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtmiştir. Dava devam ederken patent sahibi, Avrupa Patent Ofisi (“EPO”) nezdindeki süreçlerle paralel olarak istemleri sınırlamış, bu değişiklikleri TÜRKPATENT nezdinde dosyalamış ve mahkemeye sunmuştur. TÜRKPATENT tarafından istem sınırlandırılması talebinin kabul edilmesinin ardından Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (“FSHHM”), değiştirilmiş istem setini dikkate alarak herhangi bir hükümsüzlük sebebinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi için bir bilirkişi raporu alınmasına karar vermiştir. Bilirkişiler daha önceki raporlarında patentin orijinal istem setine dayanarak hükümsüz kılınması gerektiği yönünde görüş bildirmiş olmalarına rağmen, sonrasında sınırlandırılmış istem setinin hükümsüzlük gerekçeleri içermediği sonucuna varmışlardır.
Bu bağlamda, EPC’nin 138(3). maddesinin patent sahibine bir Avrupa patentinin istem setini değiştirme hakkını açıkça tanıdığı ve bu gibi durumlarda ulusal mahkemenin, uyuşmazlık konusu patentin hükümsüzlük iddialarını istemlerin son değiştirilmiş versiyonu üzerinden değerlendirmesi gerektiği vurgulanarak, mahkemeden kararını bu doğrultuda vermesi talep edilmiştir.
Davacı, hükümsüzlük değerlendirmesinin davanın açıldığı tarihteki tescil edilen istem setine göre yapılması gerektiğini savunarak bu değişikliklerin dikkate alınmasına itiraz etmiştir. Davacının iddiasına göre, sonraki bir aşamada değişiklik yapılmasına izin verilmesi usuli belirliliği zayıflatacak ve davacının durumunu olumsuz etkileyecektir.
Bu itirazlara rağmen FSHHM ve Bölge Adliye Mahkemesi, patenti değiştirilen istem seti üzerinden değerlendirmiş ve sonuç olarak hükümsüzlük davasını reddetmiştir. Bu yaklaşım, Türk mahkemelerinin -olması gerektiği gibi- bir hükümsüzlük davasını değerlendirirken, yargılama sırasında EPC’nin 138(3). maddesi uyarınca sunulan istem değişikliklerini dikkate alacağını göstermektedir.
Başka bir deyişle bu uygulama, çok önemli bir noktanın altını çizmektedir: EPC’nin 138(3). maddesi uyarınca istemleri değiştirerek bir patenti sınırlama hakkı, teorik olmaktan uzaktır ve Türk yargılamasında somut ve anlamlı usuli sonuçlar doğurmaktadır. Bize göre, EPC kapsamındaki sınırlama hakkı ile ulusal hükümsüzlük incelemesi usulü arasındaki işlevsel ilişki göz önüne alındığında, EPC’nin 138(3). maddesi uyarınca sunulan istem değişiklikleri, patent sahibinin savunmasının önemli bir parçası olarak kabul edilmelidir. Dolayısıyla, Türk mahkemeleri patent geçerliliğini değiştirilmiş istemler üzerinden değerlendirmeye devam etmelidir.
Nitekim EPC’nin 138(3). maddesi ile Türk hukukundaki hükümsüzlük incelemelerinin çerçevesi arasındaki etkileşim, istem değişikliklerinin sadece usuli bir formalite değil, Türkiye’deki patent uyuşmazlıklarının sonucunu doğrudan etkileyebilecek esasa ilişkin bir mekanizma olduğunu göstermektedir. İncelenen dava, Türk mahkemelerinin, önceki bilirkişi görüşleri hükümsüzlüğe işaret etse bile, TÜRKPATENT tarafından kabul edilen tescil sonrası istem sınırlamalarını dikkate almaya ve patentin geçerliliğini değiştirilen istemler temelinde yeniden değerlendirmeye istekli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu yaklaşım, EPC’nin Türk hukuk sistemi içerisinde pragmatik ve uyumlu bir yorumunu yansıtmaktadır. Değiştirilen istemleri uyuşmazlığın işler temeli olarak kabul eden mahkemeler, patentin sahibi tarafından talep edilen ve artık koruma kapsamını yansıtmayan güncelliğini yitirmiş bir versiyonla sınırlı kalmak yerine, hukuken geçerli ve güncel haliyle değerlendirilmesini sağlamaktadır.
Stratejik açıdan bu uygulama, EPC 138(3). maddenin hükümsüzlük davalarında temel bir savunma aracı olarak önemini pekiştirmektedir. Bu nedenle patent sahipleri, dava stratejilerinin bir parçası olarak -ister EPO ister TÜRKPATENT nezdinde olsun- istemlerin zamanında sınırlandırılmasını dikkatle değerlendirmelidir.